Siyaset:

İç Güvenlik Paketinde 4 Önemli Değişiklik

Meclis'e sunulan İç Güvenlik Paketi'nde 4 önemli değişiklik gerçekleştirildi.

Yapılan bu değişikliklere göre, kışla içerisinde uyuşturucu alan, bulunduran ve alım-satım işlerine karışan bireyler ağırlaştırılmış ceza kapsamına alınacak ve ceza yarı oranında artırılacak. Araçların araması konusunda polis, aramasını bitirdikten sonra araç sahibine arama gerekçesini içeren belgeyi verecek. Ev ve işyeri araması ise mağdur ve tanıkların istemesi halinde düzenlendi.

Yapılan bir diğer değişiklik ise polisin keyfi güç uygulamasının önüne geçmeye yönelik. Gösteri ve mitinglerde polislerin 'kendisinin ve başkalarının can güvenliğini tehlikeye düşürenleri' alıkoyma ve yakalama ifadesindeki kendisinin çıkartılmış oldu.

ANKARA - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin TBMM Grubu'nda konuştu.


Davutoğlu, kamuoyunda tartışılan İç Güvenlik Paketi'nin ayrıntılarını açıkladı.

Paketten öne çıkanlar şöyle oldu:

    Yeni düzenlemeyle birlikte molotofkokteyli saldırı aracı sayılacak.
    Maskeli eylemcilere ceza gelecek.
    Gösteriye silahla katılanlara verilecek ceza artırılıyor. Silahlı eylemciye 2.5-4 yıl arasında hapis cezası verilecek.
    Polisin şahıs ve araç aramalarında yetkisi genişletilecek.
    Polisin gözaltı süresi vali yardımcısı ve üs amirin denetiminde 24 saat olacak. Bu süre, savcı kararıyla 48 saate uzatılabilecek.
    Düzenlenen eylemlerde verilen zararları bundan sonra eylemci ödeyecek.
    Sanal ortamda nefret ve teröre çağrı da artık suç sayılacak.
    Polisin yetkilerinin denetimi için Kolluk Gözetim Komisyonu kurulacak. Komisyonda STK’lar da yer alacak.
    İstihbari dinlemeleri denetlemek için de Meclis'te komisyon kurulacak. Bu komisyona tüm partilerden milletvekilleri katılacak.

'AKİL İNSANLAR'A TEŞEKKÜR
Başbakan Davutoğlu, Grup Toplantısı'nda yaptığı açıklamada, "Akil İnsanlar"la yaptığı toplantıyı hatırlatarak, "Katkıları ve toplantı sonrası yaptıkları yorumlarla, kamuoyuyla paylaştıkları hususta çözüm sürecine olan inançlarını bir kez daha dile getirmesi dolayısıyla teşekkür ediyorum" dedi.

'MİLLİ PROJEDİR'
Çözüm sürecinin, hiçbir dış etki olmadan, bu milletin kendi dinamikleri içinde ve hükümetin katkılarıyla oluştuğunu bildiren Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Çözüm süreci milli, yerli ve özgün bir projedir ve sonuna kadar korunacaktır” diyen Davutoğlu, “Bu süreç başarılı olduğunda Türkiye'nin ayağındaki prangalardan kurtulmak mümkün olacağı gibi bütün vatandaşlarımız da sahip oldukları kültürel geçmiş, dil, lehçe dolayısıyla tahkir edilmeyecekleri tam bir özgürlük alanına kavuşacaklar. Demokratik, yeni Türkiye her bir vatandaşının, her bir özelliğini aziz bilir, kutsal bilir. Ve o özellikleri korumak için her türlü çabayı harcar” ifadelerini kullandı.

'PROVOKE ETMEYE ÇALIŞACAKLARINI BİLİYORDUK'
Davutoğlu, şöyle konuştu: “Akil İnsanlar heyeti ile yaptığımız görüşmede de ele aldığımız gibi çözüm sürecini biz konjonktürel kaygılar, taktiksel hedeflerle başlatmadığımız gibi konjonktürel olarak çıkartılan krizlerle de bitirmeyiz. Çözüm süreci başlarken, bu sürecin zorlu olacağını, provokasyonlarla karşılaşacağını, içeriden ve dışarıdan bu milletin, Kürtlerin, Türklerin ve bütün milli unsurların omuz omuza vermesinden rahatsız olanların bunları provoke etmeye çalışacaklarını biliyorduk. Gördüğümüz ve bildiğimiz tehlikeden korkmayız biz. Hiçbir tehlike karşısında boyun eğmediğimiz gibi stratejik proje olarak benimsediğimiz çözüm süreci konusunda gelen provokasyonlara da boyun eğmeyeceğiz."

ORTAK VİCDAN VURGUSU

Önemli olanın ortak vicdanı korumak ve geliştirmek olduğunu dile getiren Davutoğlu, “Ortak vicdan olmadan, ortak akıl, ortak eylem, ortak söylem olmaz. Ortak vicdan adına bütün partilere, sivil toplum kuruluşlarına, kanat önderlerine buradan sesleniyorum. Sesinizi yükseltin. Şehirlerimizi yok etmek isteyenlere, vandalizme karşı sesinizi yükseltin. Kardeşliğin yanında sesinizi yükseltin, dostluğun ve milli birliğin, beraberliğin yanında sesinizi yükseltin" dedi.

'KERBELA'YA ÇEVİRMEK İSTEYENLERE İZİN VERMEYECEĞİZ'

Kobani için düzenlenen eylemlerde kayıpların 40'a yaklaştığını, son olarak yaralılardan vefat edenlerle de 38 olduğunu belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

"Katledilen vatandaşımızdan bahsetmek istiyorum. Şehit olan Atıf Şahin'i. Ailesini evinde ziyaret ettim. Amasya'ya gittiğimde de zikrettim. Amasya'da Hüseyin Hatipoğlu polis kardeşimin, şehidimizin ailesini ziyaret ettim. Her iki aileye de gerçekten buradan millet adına tebriklerimi, teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Bütün bu olayları tam bir metanetle karşıladılar. Hiçbir polis, emniyet görevlisinin evinde nefret dili duymadım, 'gidin de şunları cezalandırın' gibi bir tabir duymadım. Başka gruplara karşı şiddet içeren bir ifade duymadım. Aksine mütevekkil ve gayet vakur bir duruşla 'vatan sağolsun, milletimizin arasına fitne girmesine sayın Başbakanım izin vermeyin' dediler. İşte bizim kültürümüz bu. Şimdi şehit edilen Atıf'ta, Hüseyin de bu anlamda bu vandalizmin kurbanı oldular. Diyarbakır'da şehit edilen 16 yaşındaki Yasin Börü'de. Hüseyin'de, Yasin Börü'de, Atıf'ta Kürt, Türk olarak aynı katillerin elinde şehit oldular. Birisi esnafla omuz omuza olduğunu göstermek için onları ziyaret ederken ikisi şehit oldu. O genç kardeşimiz de bugün sabah babasıyla tekrar konuştum. Fikri Bey. O genç kardeşimiz de kurban etini fakirlere dağıtmak isterken üçüncü kattan atılarak, üzerinde taşla başı ezilerek şehit oldu. Tabii onun yanında diğer 3 arkadaşı şehit oldular.

Bu vatandaşlarımızın doğdukları yerler, bu vatandaşlarımızın etnik veya kültürel arka planları artık önemli değil. Türktüler, Kürttüler, Diyarbakırlıydılar, Amasyalıydılar, Ankaralıydılar. Ama nezdimizde bugün onlar bu zalimler karşısında her biri bir Hz Hüseyin'dir. Tam Muharrem ayı yaklaşırken zikrediyorum. Muharrem ayı yaklaşırken Amasyalı Hüseyin bir Kerbela şehidi gibi kendi halkıyla dayanışma içindeyken şehit edildi. Yasin arkasından Yasin'i Şerif okuyarak defnedilen Yasin fakirlere, mazlumlara yardım etmek isterken şehit edildi. Allah onlara rahmet eylesin. Ama bu toprakları Kerbela'ya çevirmek isteyenlere bir daha izin vermeyeceğiz. Hiçbir şekilde etnik ve mezhep temelli katliamlara, katillere bu topraklarda yer olmayacak. Bunu böyle bilmeleri lazım.

Onların tavrının aksine bizim için her can azizdir. Her insan korunması gereken kutsal bir emanettir. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın şiarını her bir vesileyle zikrederken bunu dilimizden söylemiyoruz, aklımızdan dahi söylemiyoruz, yüreğimizden söylüyoruz biz yüreğimizden."

'EMNİYET ALTINDA OLACAKTIR'
İnsanın hayatı, özgürlüğü, onuru, nesli, aklı, malı ve canının emniyet altında olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Bizim kadim kültürümüzde makasıd olarak bilinen bu temel haklar, evrensel hukukta da tekrar edilmiştir. İnsanın canı, aklı, inancı, nesli, malı emniyet altındadır ve emniyet altında olacaktır" diye konuştu.

ÖZGÜRLÜK-GÜVENLİK UYUMU
Davutoğlu, bunların her birine yapılan saldırının insanlık onuruna yapılan saldırı olduğunu vurgulayarak, "Bu açıdan baktığımızda 'özgürlük, güvenlik dengesi' dedik. Hatta bir adım öteye giderek bugün yeni bir kavramla bunu ifade etmek isterim. Özgürlük-güvenlik uyumu. Sadece dengesi değil. İki taraflı denge değil. Aksine iç içe geçmiş bir uyum mantığıyla yaklaşıyoruz" dedi.

'SİYASİ İSTİSMAR MALZEMESİ YAPMASINLAR'
Bu anlamda da Kobani olaylarından sonra ülkenin her bir yanından gelen seslere, taleplere, çağrılara cevap verecek bir özgürlüklerin korunması ve iç güvenlik reformu paketini bir hafta boyu çalışarak hazır hale getirdiklerini bildiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Dikkat ediniz öylesine bir ayrım yaşandı ki 'sokağa çıkın' çağrısı yapanlar dahi bu vandalizmi savunamaz hale geldiler. O zaman kimse bugün paylaşacağım konuları Türkiye'nin otoriterleşmesi ya da daha özgürlükleri kısıtlayan bir alana geçmesi diye görmemelidir. Madem ki bu manzaraları. O manzaraları çıkarmak için provokatif tweet atanlar dahi bugünü savunamıyorlar. O zaman getirdiğimiz ve getireceğimiz tedbirler konusunda da objektif yaklaşsınlar ve bunların Türkiye ve dünyadaki uygulamalarına bakarak değerlendirsinler. Bir önyargıyla yaklaşmasınlar. Bunları bir siyasi istismar malzemesi yapmasınlar.

Aksine bugün açıklayacağımız tedbirler ve reform projeleri bunu altını çizerek söylüyorum reformlar, özel hayatın mahremiyetini korumaya, kişisel verilerin korunmasına, insan hak ve özgürlüklerinin tahkim edilmesine yönelik reformlardır. Diğer taraftan elektronik ticaret güvenliğinden iş güvenliğine kadar uzanan geniş çaplı bütün vatandaşlarımızın günlük hayatlarını tam bir güven içinde yaşamalarını sağlayacak reformlar olacaktır. Ayrıca uyuşturucuyla mücadeleden terörle mücadeleye kadar birçok alanda da bu güvenlik ortamını zedeleyeceklere karşı alınacak tedbirler var."

İŞTE AYRINTILAR
Davutoğlu, "özgürlüklerin korunması ve iç güvenliğin tahkim edilmesine yönelik" olarak ifade ettiği reformları aktardı.

İlk olarak İçişleri Bakanlığı ile yaptıkları değerlendirmelerle vatandaşların günlük hayatlarını kolaylaştırıcı ve vatandaşlarına güven duyan bir devlet anlayışını yerleştirici birtakım adımlar atmaya karar verdiklerini belirten Davutoğlu, bunların Nüfus Hizmetleri Kanunu'nda yapılacak değişikliklerle sağlanacağını söyledi.

SOYADI DEĞİŞİKLİĞİ
Doğum, evlenme, boşanma ve ölüm gibi hallerde nüfus müdürlüklerine gitmek zaruretinin ortadan kalkacağını, doğrudan bildirimle tescil yapılabileceğinin altını çizen Davutoğlu, "Öyle anlar hepimiz yaşamışızdır. En yakınımızı kaybederiz. Bir taraftan cenaze hazırlıklarıyla uğraşırken bir taraftan da ölümü bildirip, nüfus müdürlüklerine giderek kağıt almaya çalışırız. Defin kağıdı. bizim devletimiz vatandaşına güvenmelidir, güvenecektir" dedi.

Bu çerçevede nüfus müdürlüklerine gitmeden bildirimle tescil imkanı sağlanacağını yineleyen Davutoğlu, artık isim ve soyisim değişiklikleriyle ilgili mahkeme kararına ihtiyaç olmayacağını kaydetti.

İsmin zati ve kişinin kendisinin seçmesinin en doğal hakkı bulunduğu bir husus olduğunu dile getiren Davutoğlu, kimsenin bir isim için herhangi bir yere gidip izin alma ya da isim değişikliği için izin alma zorunluluğunun olmayacağına dikkati çekti.

'HİÇ KİMSE İSMİ TAYİN EDEMEYECEK'

Bu zati hakkın vatandaşlara verileceğini belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

"Vatandaşlarımız mahkemeye gitmeden tek bir dilekçeyle 'ben bundan sonra şu soyadını değil, bu soyadını kullanmak istiyorum' diyecek. Dedikten sonra da işlem başlamış olacak. Hiçbir mahkeme süreci olmayacak. O eskidendi. Ben kendi kızımı kaydederken nüfus memuru hatırlıyorum annemin adı Meymune, 'bunu kaydedemem' demişti. Sene 88. 'Arapça bu isim' demişti. Baktım nüfus memurunun kendi adı da Mahmut. 'Peki bu isim nece?' dedim ve Mahmut isminin kökenini anlattım ona. Ama niye o ismi istediğim konusunda ikna etmem emin olun 15, 20 dakikayı buldu. Artık kimse çocuğuna vereceği konusunda da... Kendisi bir isim değişikliği istiyorsa soyadı değişikliği ki vaktinde son derece rastgele verilmiş ve birçok vatandaşımız için de kullanıldığında bazen yüzü kızaran soyadları var. Bütün bu soyadlarını tek bir dilekçeyle değiştirme imkanı vereceğiz. Hiçbir hakim de hiçbir memurda vatandaşımızın ismine karışma ya da o ismi tayin etme hakkına sahip olmayacak."

Davutoğlu, nüfus ve kayıt örneği, ikametgah gibi belgelerin "e-devlet üzerinden verileceğine, ikametgahlar için artık sıra beklemelerin, bürokratik işlemlerin gerekli olmayacağına işaret etti.

PASAPORT ALIMI

Pasaport ve sürücü belgelerinin nihayetinde seyahat belgesi olduğunu belirten Davutoğlu, bunların güvenlikle ilgili bir konu ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün işi olmadığını söyledi.

Pasaport alacak olanların bundan sonra Emniyet Genel Müdürlüğü'ne gitmeyeceğini, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne gideceğini anlatan Davutoğlu, böylece sanki pasaportla yurtdışına çıkan her vatandaşın bir potansiyel suçluymuş gibi gidip emniyet kapılarında, pasaport ya da ehliyet için beklemeyeceğine dikkati çekti.

Bunun çok temel bir değişiklik olarak niteleyen Davutoğlu, bunun bir zihniyet değişimini yansıttığını, bunların artık polisiye alanlar değil, vatandaşlık haklarıyla ilgili alanlar olduğunu söyledi.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI'NIN YAPILANDIRILMASI
İçişleri Bakanlığı'nın yeniden yapılandırılmasına ilişkin Davutoğlu, "İçişleri Bakanlığı'nda aldığım çok kapsamlı brifingden sonra birçok bakanlıkta edindiğim intibayı orada da edindim. Bakanlıklarımızın son 12 yıllık tecrübemiz ışığında yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç var. Önümüzde yeni Türkiye inşa edilirken kurumlarımızın kendilerini şöyle bir muhasebeden geçirmesi gerekiyor" diye konuştu.

Davutoğlu, bu çerçevede Emniyet Genel Müdürlüğü'nün etkinliğini ve idari esnekliğini güçlendirecek tedbirleri alacaklarını vurguladı. Davutoğlu, "Emniyet Genel Müdürlüğü'nün gerek Bakanlar Kurulu'nda gelen bakanlıkta verilen brifingde kendi örgüt şeması, kendi kurumsal yapısı içinde çok ciddi bir piramit bozulması olduğunu hep beraber gözledik. Bunu düzelteceğiz. İhtiyaçlar neyse onlar karşılanacak. Ama her bir güvenlik birimimiz, mensubumuz da demokratik hukuk devleti kuralları içinde hareket etmeye yönlendirilecekler. Bu kurallar içinde davranmaları bir güvenlik kültürü haline gelecek. Güvenlik bir kültürdür. Salt fiziki güçle ilgili bir husus değil. O kültürü yerleştireceğiz" diye konuştu.

MOLOTOFKOKTEYLİ ATANLAR

Başbakan Davutoğlu, Birleşik Krallık, ABD, Almanya'da molotofkokteylin patlayıcı madde kapmasında yasaklı silahlar arasında sayılmasına ilişkin örnekler vererek, "Kimse çıkıp da bu uygulamalardan sonra molotofkokteylini savunmaya cüret etmesin. Bunu da özellikle okudum ki Avrupa'daki basın yayın organları bu konular yasalaştığında, 'Türkiye otoriterleşiyor ' diye yaygara yapmaya kalkmasın" dedi.

Davutoğlu, "Avrupa'dan uzaklaşıyor muyuz?" diye soru soranlara, Avrupa'da, ABD'de, Almanya'da, Kanada'da molotofkokteylin karşılığını paylaşmak istediğini belirtti.

"Kuzey İrlanda ve Birleşik Krallık'ta, Birleşik Krallık içtihat hukukuna göre molotokokteyli bulundurmak ve kullanmak, 1883 tarihli Patlayıcı Madde Kanunu kapsamında değerlendirilmektedir. Bu kanuna göre, hayati tehlikeye yol açacak ya da mülkiyete zarar verecek şekilde, herhangi bir patlayıcı maddeyi kullanmak, kullanmak için anlaşmak ya da kullanmaya niyet etmek, patlama gerçekleşmese bile suçtur" ifadelerini kullanan Davutoğlu, bu suçtan hüküm giyenlerin kanunun 2. maddesine göre ömür boyu hapis cezası ile cezalandırıldığını bildirdi. Davutoğlu, aynı kanun kapsamında şüpheli bir biçimde sebebini açıklayamadan patlayıcı madde bulundurmanın da 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırıldığını söyledi.

Başbakan Davutoğlu, ABD Adalet Bakanlığı'nın molotofkokteylini, zarar verici maddelerden birisi olarak kabul ettiğini kaydetti.

ABD'de kayıtdışı molotofkokyeli bulundurmanın, üretmek, taşımak, satmak veya bunların kullanmanın yasak olduğuna işaret eden Davutoğlu, Michigan eyaletinde molotofkokteyli bulunduran, üreten, taşıyan ve satan kişinin 4 yıldan veya 2 milyon dolardan fazla olmamak şartıyla ağır ceza ile cezalandırıldığını anlattı.

Ahmet Davutoğlu, Almanya Silah Kanunu'na göre, molotofkeylinin yasaklanmış silahlar listesinde yer aldığını belirterek, Kanada'da da yasaklanmış silahlar arasında yer aldığını bildirdi. İngiltere'de Londra'nın kuzeyinde Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgesinde molotofkokteyli ile saldırı yapan PKK sempatizanı 3 kadına toplam 19 yıl 4 ay hapis cezası verildiğini söyleyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Ben evrensel değerlere inanan bir insanım. Benim için birinci derecede kutsal olan şey, benim insanımın canıdır, mal güvenliğidir. Bundan daha kutsal hiç bir şey ve hak olamaz. Ama birileri için tek norm, dışarıda demokratik ülkelerdeki uygulamalarsa, işte demokratik ülkelerdeki uygulamalar... Kimse çıkıp da bu uygulamalardan sonra molotofkokteylini savunmaya cüret etmesin. Bunu da özellikle okudum ki Avrupa'daki basın yayın organları da bu konular yasalaştığında, 'Türkiye otoriterleşiyor ' diye yaygara yapmaya kalkmasınlar. Önce kendi ülkelerine baksınlar, sonra Yasin Börü'nün ve diğer katledilen vatandaşlarımızın haklarını koruma konusundaki kararlılığımız dolayısıyla bize sadece saygı göstersinler. Bizim vatandaşımızın hayat hakkına saygı göstermeyen bize saygı göstermez."

MASKEYLE YÜZLERİNİ GİZLEYENLER

Başbakan Davutoğlu, şiddet işlemek amacıyla yüzünü kapatarak toplantı ve gösteri yapacağı iddiasında bulunanlara izin verilmeyeceğini vurgulayarak, "Okmeydanı'nda yüzünü tamamen kapatmış, tanınması mümkün değil, elinde pompalı tüfek. Bu gösteri mi? Ya da Diyarbakır ve Batman'da tümüyle yüzünü kapatıp, ambulanslara ve binalara saldıranlar. Bu toplantı ve gösteri ise ya bunlar bizi yeterli akli yeterlilikte görmüyorlar ya da milletin aklı ile alay ediyorlar. Bunlar toplantı ve gösteri özgürlüğünün içine giremez. Toplantı ve gösteri yapmak isteyen yüzü açık bir şekilde, kendisini gizlemeden her türlü görüşü söyler. Eğer bir sebeple bir takibata uğrarsa, onun hakkını korumak da bizim görevimiz. Amasya'daydım, binlerce vatandaşımız yağmur altında, toplantı ve gösteri yapma hakkını, orada biraraya gelme kullandı. Hiçbirinin yüzünde de maske, gizlenmeyi gerektiren bir nesne yoktu. Çünkü orada hukuk içinde bir hak kullanıyorlardı. Bu şekilde maskeler takarak, yüzlerinin tümünü kapatarak şiddet amaçlı bir şekilde sokağa çıkanlar potansiyel suçlu muamelesi görürler ve bu konuda da hiç bir şikayet hakları yoktur" diye konuştu.

SİLAHLI GÖSTERİCİLER

Gösteriye silahlı katılanların cezalarının artırılacağını ifade eden Davutoğlu, gösteri için geldiğini iddia eden kişilerin arandığı zaman üzerinden ateşli silah çıktığını dile getirdi.

Davutoğlu, batıda, Avrupa'da tek bir çakı çıksa bunun suç sayıldığını ve gösteri mahallinden uzaklaştırılarak gözaltına alındığını kaydederek, "Eğer böyle bir suç işlenirse - ki farkettik bunu - 6 aydan 3 yıla kadar olan ceza, tutukluluk sınırı da gözönünde bulundurularak, yani tutuklanmasını da teminen bu ceza 2.5 yıldan 4 yıla kadar artırılacak. Kimse silahla gösteri yapacağım deme hakkına sahip değildir" şekilinde konuştu.

Davutoğlu, gözaltı sürelerinde de değişiklik yapılacağını bildirdi.

Bir şiddet eyleminde birisi molotofkokteyl attığı zaman, bu suç olarak görülmediği için polisin molotofkokteyli atanı alıp karakola götürdüğünde gözaltına alamadığını, sadece kaydını yaparak savcılığa sevkettiğini ve o kişinin karakolun öbür kapısında çıkabildiğini anlatan Davutoğlu, "Çünkü yargılaması devam edecek ve gözaltı hakkı da yok" dedi.

Ahmet Davutoğlu, 6-7 Ekim olayları ile 1950'li yıllarda yaşanan 6-7 Eylül olaylarının aynı olduğunu kaydetti. O gün İstanbul sokaklarını o hale getirenlerle bugün Anadolu'nun bir çok ili bu hale getirenlerin aynı tekçi zihniyetin ürünleri olduğunu belirten Davutoğlu, "Bu olaylara baktığınızda; polis şiddet eylemini durdurmak istiyor, molotofkokteyli kullananları gözaltına alıyor fakat bir müddet sonra onlar tekrar çıktığında yeni suç işleyenlere cesaret verecek bir tablo ortaya çıkıyor. Bu durumda biz polisimize biz 24 saat gözaltı yetkisi veriyoruz, savcılığa müracaat etmek şartıyla. Polise vermiyoruz bu yetkiyi, vali yardımcısı ya da üst bir amirin kararı ve denetimi ile.

GÖZALTI SÜRESİ
Şimdi diyecekler ki Türkiye geriye mi gidiyor? Bizde şu andaki mevcut durum, sadece savcı tek kişi için 24 saat gözaltı yapabiliyor, toplu suçlarda 4 gün gözaltı yapabiliyor. İngiltere'de polis, 36 saat gözaltına tutabiliyor. Almanya'da 24 saat muhafaza amaçlı, 48 saat adli amaçlı gözaltı var. Fransa'da polis 24 saat gözaltında tutabiliyor, savcı 48 saat tutabiliyor. Avusturya'da polis azami 48 saat gözaltında tutabiliyor. İtalya'da polis 24 saat, savcı 96 saat, İspanya'da polis 3 gün gözaltında tutabiliyor. Belçika'da polis 48 saat gözaltında tutabiliyor. Danimarka'da polis 24 saat gözaltında tutabiliyor ve bu 4 güne kadar çıkabiliyor. Polonya'da polis 48 saat gözaltında tutabiliyor. Bulgaristan'da polis 24 saat, savcı 72 saat. Bütün bu ülkelerde polisin gözaltı yapma yetkisi var. Biz de ise bu anlamda emniyet müdürlüğümüzün bir yetkisi yok. Ne suç işlemiş olursa olsun aldığımda, kaydı tutuyor, savcılığa sevkediyor. O arada herhangi bir şekilde yeni bir suç işlenmesini engelleyecek şekilde bir tedbir de yok."

İç Güvenlik paketinde gözaltı süresi konusunda Avrupa'daki en düşük uygulamanın alındığını anlatan Davutoğlu, "Polis, alınan kişiyi 24 saat tutabilsin, savcı da bunu en fazla 48 saate kadar uzatabilsin ve 4 gün içinde de hakim huzuruna çıkma zorunluluğu zaten var, bu gerçekleşsin" diye konuştu.

Yaşanan olaylara işaret eden Davutoğlu, "Diyarbakır ya da Batman'dasınız. Oradaki emniyetten, güvenlikten sorumlusunuz. Bir gösteriden bahsetmiyoruz, iki saat-üç saat... Üç gün süren yaygın, şiddet eyleminden ve her yerden yükselen ateşlerden bahsediyoruz. Bu durumda polis birini gözaltına alacak. Gözaltına alma hakkı yok, savcıya soracak önce. O sırada savcıya ulaşamazsa, o suçlu, elinde molotofkokteyli olan birisi, o eylemi yaptığı gibi başka bir eyleme de gidecek zamanı bulacak. Buna izin veremeyiz" dedi.

Kanunların nihai kertede tüm vatandaşların hukukunu korumak amacıyla çıkarıldığını, bu çerçevede AB standartları da gözönüne alınarak gözaltı düzenlemelerinin yeniden değerlendirilerek yeni bir düzene kavuşturulacağını belirten Davutoğlu, bu konuda kimsenin polise verilen yetkilerin genişletildiği, "polisiye bir devlete mi dönüşüyoruz" sorusunu sorma hakkı olmadığını kaydetti.

Davutoğlu, "Bunu söyleyenler, bugün sabah konuştuğum Yasin Börü'nün babası Fikri Bey'in feryadına kulak versinler. Bana telefonda diyor ki 'bu zalimler benim oğlumdan ne istediler Sayın Başbakanım; durdurun bu zalimleri.' Yüreği yanan bir baba bu feryadı yükseltiyorsa, bizim ona cevap vermek, ahlaki, siyasi, hukuki bir görevimizdir" diye konuştu.

JANDARMA VE SAHİL GÜVENLİK
Davutoğlu, devrim niteliğinde bir adım attıklarını, bunun da Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarının atama ve sicil yetkilerinin doğrudan İçişleri Bakanlığı'na bağlanması olduğunu söyledi.

Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarının İçişleri Bakanlığı'na bağlı olmakla birlikte, bunların düzenlemelerinin Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yapıldığını belirten Davutoğlu, "Jandarmada askeri konular hariç bütün diğer konulardaki yetkiler İçişleri Bakanlığı'na verilmişti. Türk Silahlı Kuvvetleri, ülke güvenliği açısından gözbebeğimiz gibi korumamız gereken çok önemli temel kurumumuzdur. Önümüzdeki hafta inşallah Genelkurmay Başkanlığımızı da ziyaret ederek, doğrudan brifing alacağım. Türkiye'de sivil asker ilişkilerinin sağlam bir zeminde inşa edilmesi milli ve ulusal güvenliğimiz ve demokrasimizin geleceği açısından en temel konulardan biridir" dedi.

Başbakan Davutoğlu, bugüne kadar pek çok reform yaptıklarını ve bundan sonra bu reformları sürdürerek, bütün kurumlar üzerindeki sivil ve demokratik denetimi güçlendireceklerini, bu kurumların kendi alanlarında en etkin hale gelmesi için ne gerekiyorsa bu desteği vermeye devam edeceklerini kaydetti.

JANDARMAYA ÖZEL KIYAFET
Bu anlamda bu son planlanan değişikliğin gerçek bir reform niteliği taşıdığını ifade eden Davutoğlu, "Ayrıca bunun dış alana yansıması, görünür olması için de bundan sonra jandarmalarımız İçişleri Bakanlığımızın tayini ile özel bir kıyafet giyecekler, özel bir kıyafetle alanda çalışacaklar. Bu anlamda, hem idari işlerlik bakımından hem de toplumsal görünürlük bakımından demokratik, sivil hayatın daha yakın unsurlara halinde çalışmaya devam edecekler" dedi.

DİNLEMELER
Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Aslında biz yapısal tedbirleri öne çıkardık. Devlet ne yapılması gerektiği konusunda önce kendisine bakıyor, bu hususları ele alıyor, sonra da insan hakları bağlamında atılması gereken adımları önceleyerek tedbir planlaması yapıyor. Dördüncü adım. Son derece önemli ve bu olaylardan sonra bazı iç güvenlik reformu tedbirleri almamız gündeme geldiğinde istismar edilen bir konuyu da açık ve net biçimde bu reform paketi içinde cevap vereceğiz. O da kolluğun önleyici ve adli istihbarat faaliyetlerinin denetimi. Yani herhangi bir istihbari faaliyet yapılıyorsa, bunun da uyum içinde karşısında dengeleyici mahiyette denetimi yapılacak. Çeşitli konularda güvenlik birimlerinin yaptığı istihbarat, kanunlarda da olan teknik takip ve dinleme gibi yetkilerin önce bu birimlerde, İçişleri Bakanlığı'nda ve Başbakanlık Teftiş Kurulu ve Başbakanlık'ta denetimi yapılacak.

Ayrıca TBMM'de oluşturulan 17 kişilik bir komisyona da rapor sunacak. Yani dinleme ile ilgili rahatsızlıkların hepimizi nasıl meşgul ettiğini son aylarda biliyoruz. Bu rahatsızlıkları gidermek için her türlü tedbiri alacağız. Ama eğer herhangi bir suçun önlenmesi için, tek bir konuya münhasır önleyici bir istihbarat dinlemesi yapılmışsa ya da mahkeme kararı ile adli bir istihbarat yapılmışsa, bu yapılan dinlemelerin hepsi TBMM'de bütün partilerin katıldığı bir komisyonda değerlendirilecek, raporlandırılacak denetim altına alınacak. Kimse bu konuda şu şüpheye düşmesin: 'Hükümetimiz dinlemelere karşı en etkin tedbiri aldı, acaba geriye dönüş mü var?' Hayır, verdiğimiz hiç bir özgürlükten geriye dönüş yaşatmayız, ama şunun da bilinmesi gerekir; son derece dinamik bir değişim çağında yaşıyoruz. Yeni gelen teknolojik bir araç imkanlarımızı genişlettiği kadar, özgürlükleri kısıtlayıcı sonuçlar da doğurabiliyor. Bu konuda da son derece dikkatli, gerektiğinde kanunlarımızı, yönetmeliklerimizi, genelgelerimizi insan haklarına uygun bir şekilde revize ederek, halkımızın özgürlüğünü ve güvenli bir biçimde yaşamasını teminat altına alacağız.

'TOPLANTI HAKKI ENGELLENEMEZ'
Şiddet olayları, toplantı ve gösteri yapma hakkının korunması ile ilgili alınacak tedbirler. Toplantı ve gösteri yapma hakkı demokratik bir haktır, engellenemez. Eğer biri engelleyecek olursa, önce ben bu engellerin önüne gider, engellediği yerde toplantı ve gösteri yaparım. Ama aynı zamanda her hak ve özgürlük gibi, toplantı ve gösteri yapma hakkı da hukuk devleti ve kamu düzeni kurulları içinde gerçekleşir. Bir hakkın verilmesi, o hakkın başkalarının haklarını gasp edecek şekilde kullanılması sonucunu doğurmaz. Bu haklar herkes tarafından kullanılabilecek ama 'şu alan benim alanımdır, bu alanda sadece ben gösteri yaparım, başkası yapamaz. Ben bu alanda gösteri adı altında her türlü şiddeti yaparım, kimse bana ses çıkaramaz' denirse, ses çıkarılır. Bir vatandaş 'devlet nerede?' diye sorarsa, biz buradan haykıracağız, devlet de burada millet de burada."

'ŞİDDETE DÖNÜŞTÜRÜLEN HER EYLEM SUÇ OLACAK'
Başbakan Davutoğlu, toplumdaki kamuoyu hassasiyeti bağlamında bazı konulara tek tek girmek istediğini söyledi.

Bu bağlamda, toplantı ve gösteri yapanlara karşı her türlü saldırının engelleneceğini belirten Davutoğlu, "Öyle durumlar oluyor ki toplantı ve gösteri yapılıyor, o toplantı ve gösteri yapanlar bize karşı da olsalar, eleştirel de olsalar, güvenlik birimlerimizin görevi, o toplantı ve gösteri yapanların da can güvenliğini teminat altına almaktır. Herhangi bir toplantı ve gösteriye dışarıdan saldırı olduğunda en etkin bir şekilde bu saldırı durdurulacak. Bu çerçevede, şiddete dönüştüren her türlü eylem suç sayılacak. Yani toplantı ve gösteri yürüyüşü yapıyoruz, fikirlerinizi ifade ediyorsunuz, çok güzel. Ama elinize molotofkokteyli aldığınız anda, toplantı ve gösteri hakkı biter, şiddet eylemi başlar. O andan itibaren 'ben toplantı ve gösteri hakkımı kullanıyorum, falan filan, diyemez kimse" diye konuştu.

Ahmet Davutoğlu, bununla ilgili geçmişte bazı yasal düzenlemelerin yapıldığını, bu konuda İçişleri ve Adalet bakanları ile saatlerce bir araya geldiklerini belirterek, "Patlayıcı, yanıcı, ateşli silahlar gibi pek çok tanımlamalar var. Ama maalesef molotofkokteyli konusunda öyle bir muğlaklık var ki hakimlerin takdir yetkisine kalıyor, molotofkokteyli yakıcı bir madde mi yoksa değil mi?' diye. Hakimlerimize saygımız sonsuz ama son yaşanan olaylardan sonra bu konuda kimseye takdir hakkı tanımayız. Molotof bir saldırı aracıdır. Molotofkokteyli ile ambülanslar yakılmışsa, kütüphanelere ve müzelere saldırılmışsa, kuran kursları yakılmışsa, o molotofkokteyli insanların yüzlerine atılarak polislerimiz yanmışsa, belediye otobüsüne atılıp genç kızlarımız genç yaşta hayatlarını kaybetmişse biz buna sessiz kalamayız; bunun adı özgürlük olamaz. Bu konuda tamamıyla Avrupa Birliği ve dünya evrensel standartları esas alacağız" dedi.

Davutoğlu, verilen zararın suçluya rücu edileceğini belirterek, bu düzenlemenin yasada zaten olduğunu kaydetti. Davutoğlu, "Biz bütün bu zararları tazmin ediyoruz, binalarımızı yeniliyoruz. Ta ki bu vandallar, bu eşkıyalar bu memleketin sahipsiz olmadığını görsünler. ama suçlular tespit edildiğinde, bizim yaptığımız tazminler de o suçlulara rücu edilecek, onlardan alınacak. Bu rücu için geçmişte olan zaman aşımı da uzatılacak. Bu rücu zaman aşımına tabi olmayacak, uzatılacak. Bir sene sonra da olsa suçlu tespit edildiğinde, kesinlikle bu suçların doğurduğu zararlar ondan tazmin edilecek" dedi.

'UYUŞTURUCU SATICILARI TERÖRİSTTİR'
Davutoğlu, bonzai konusunda daha önce Sağlık Bakanlığı'nda yapılan toplantıdan sonra açıklama yaptığını hatırlatarak, bonzai ve diğer uyuşturucu işi yapanların terör muamelesi göreceğini söyledi. "Her biri birer teröristtir. Çünkü gelecek nesilleri yok eden bir eylem içindeler" diyen Davutoğlu , bonzainin net olarak uyuşturucu sayılacağı kanuni düzenleme yapılacağını ve her türlü uyuşturucu faaliyetinin okul çevrelerine yakın işlenmesi durumunda zaten ağırlaştırılmış olan cezaların iki katına çıkarılacağını kaydetti. Davutoğlu, okulların ahlakın, ilmin, bilginin irfanın merkezleri olduğunu ve oralara uyuşturucunun yaklaşmasına kesinlikle izin vermeyeceklerini ifade etti.

SOSYAL MEDYA
Sanal ortamda şiddete, teröre, nefrete çağrı dili anlamına gelecek uygulama, ifade ve yapılan bazı çalışmaların kesinlikle suç olarak telakki edileceğini ve bunların durdurulması için gerekli tedbirlerin alınacağını kaydeden Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Tam da ateşle şehirler yanarken gece bütün valilerden brifing alırken bir taraftan da atılan tweetleri bana gönderdiler. 'Silahlı ayaklanmaya başlıyoruz, herkes silahını alsın', Şu sokakta silahlı direniş başlamıştır, silahlarınızla oraya gidin.' Bu tweetleri atmak özgürlük müdür? Böylesi tweetler Amerika'da, Avrupa'da atılsa, siyahları beyazlara karşı, beyazları siyahlara karşı kışkırtmak için... Acaba o şirketler bu tweetleri sürdürebilirler mi; engellemezler mi? Biz de engelleyeceğiz. Bunun da hiçbir şekilde nefret, şiddet dilinin hiçbir şekilde özgürlükle alakası olamaz. O anlamda sanal ortamda alınacak tedbirleri de dün görüştük. Tabii ilgili şirketler temel kurallara riayet ettiklerinde temel amaç, sadece o tweetlere dönük veya sanal ortamda kullanılan ifadelere dönük tedbirler olacak. Ama yaygın şiddet eylemine dönüşen durum söz konusu olduğunda sanal ortamla da ilgili gerekli tedbirler alınacak."

ARAMALAR
Davutoğlu, kolluğun üst ve araç arama yetkisinin de önemli ve hassas bir konu olduğunu belirterek, bunun tamamıyla hukuki denetime açık şekilde ve gerekli izin prosedürleri yerleştirilerek yeni bir düzenlemeye kavuşturulacağını söyledi.

Başbakan Davutoğlu, hiçbir vatandaşın üstü, aracı ya da evinin rastgele ve keyfi şekilde aranamayacağını belirterek, "Ancak herhangi bir şekilde gelen istihbarat; çok güçlü suç işleme delili oluşturacak hale dönüşmüşse bunun için de yine yargı süreçleri de paralelinde işletilmek suretiyle izin alındıktan sonra arama yapılabilecek araçta ve üst aramalarda. Mantığı şudur; biz şimdi burada Yüce Meclisimizde toplaırken bir istihbarat gelse ve Meclis'in önünden bir aracın içinde uyuşturucu taşındığı bilgisi ulaşsa, biz de içişleri Bakanlığımıza talimat versek 'bunu engelleyin' diye... O anda eğer gerekli izin prosedürü tamamlanamazsa o araç gözümüzün önünden geçer ve biraz ötedeki okulda çocukların kanlarını, zihinlerini yok edecek, zehirleyecek şekilde bir suç aletine dönüşür. Buna izin vermeyiz. Bu konuda da AB içindeki uygulamaları da gözününde bulunduran düzenlemeler yapacağız" diye konuştu.

Özel bir düzenleme yaparak engelli, hasta ve yaşlıların ifadelerinin evlerinde alınabileceğini belirerek, bu kişilerin ifade için karakola veya mahkemeye çağrılmayacağını söyledi.

‘KOLLUK GÖZETİM KOMİSYONU’
Davutoğlu, bütün düzenlemelerin sivil gözetimi ve denetimi için devrim mahiyetinde reform yaptıklarını belirterek, kolluğun görevlerini nasıl kullandığını denetlemek amacıyla AB standartlarına uygun şekilde "kolluk gözetim komisyonu" kurulacağını kaydetti.

"Ola ki bu yetkiler verildi. Emniyet görevlilerimizden herhangi birisi bu yetkileri kötüye kullanmışsa bunu denetlemek üzere de kolluk gözetim komisyonu kurulacak" diyen Davutoğlu, komisyon içinde Başbakanlık İnsan Hakları Kurumu Başkanı, Barolar Birliği ve üniversite temsilcileri bulunacağını ve tamamıyla sivil bir yapıda olacağına dikkati çekti. Davutoğlu, yetki verildikten sonra yetkinin denetiminin de demokratik standartlarda yapılacağını, buna da kimsenin itirazının olmaması gerektiğini ifade etti.

Davutoğlu, önemli bir karar daha aldıklarına işaret ederek, "Bütün bu hususlardaki düzenlemeler, TBMM'deki AB Uyum Komisyonu'ndan da geçecek, ondan sonra Genel Kurula' sevkedilecek" dedi.

DİĞER DÜZENLEMELER
"Reform Paketi"nin bir diğer alanın İş sağlığı ve güvenliği konusunda olduğunu belirten Davutoğlu, iş kazalarının vatandaşların güvenliğini nasıl tehdit ettiğini bildiklerini vurguladı. Davutoğlu, iş sağlığı ve güvenliği konusundaki tasarının en kısa zamanda Meclis'e sunulacağını belirtti.

Davutoğlu, bir diğer alanın "kişisel verilerin korunması" olduğunu ifade ederek, mahremiyetin korunması, kişisel verilerin işlenmesi, depolanması, değiştirilmesi konusunda tamamıyla vatandaşların hukukunu gözeten düzenleme yapılacağını ve bunun da en kısa zamanda kanunlaşacağını söyledi.

Üzerinde çalışılan diğer alanın patent haklarının korunması olduğunu belirten Davutoğlu, fikri ve sınayi mülkiyet haklarını da gözönüne alan ve bunları teminat altına alacak düzenleme yapacaklarını ifade etti.

Davutoğlu, elektronik ticaretin düzenlenmesiyle ilgili çalışmaya işaret ederek, elektronik ticaretin düzenlenmesiyle de tüketici haklarını teminat altına alan yasal çalışmayı tamamladıklarını ve en kısa zamanda Meclis gündemine geleceğini söyledi.

"İstanbul Tahkim mahkemelerini kuruyoruz" diyen Davutoğlu uyuşmazlık ve karşılıklı olarak hukukların korunması yönünde tahkim sürecini güçlendirerek devam edeceklerini kaydetti.

Davutoğlu, çok değişik alanları kapsayan ve sadece güvenlik tedbirlerine dayanmayan, özgürlüklerin korunması ve güvenlikle ilgili her alanı kapsayan çalışmayı tamamladıklarını belirterek, bunlarla ilgili düzenlemelerin ilgili bakanlıklar ve Bakanlar Kurulu tarafından tamamlanarak TBMM'ye sunulacağını, TBMM gündeminde olanların da hızlandırılarak bir an önce halkın güvenlik-özgürlük uyumu içinde haklarının korunmasının garanti altına alınacağını kaydetti.

ALEVİLERİN SORUNLARI
Daha önce başlatılan bir çalışmaya işaret ederek, Alevi vatandaşların sorunlarıyla ilgili çalıştaylar yapıldığını, önemli istişarelerin gerçekleştirildiğini hatırlattı.

Davutoğlu, “Alevi vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgili de önümüzdeki dönemde çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız” dedi.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

MHP'de flaş istifa
Hürriyet'in internet sitesinde yaptığı habere göre İstanbul Milletvekili Atilla Kaya Mhp'nin Genel...

Haberi Oku